18 Kasım 2008 Salı

siyah bilardo topu

18 Kasım 2008 Salı
belki, ilk kez yazarken sigaram bitmeyecek; bilmiyorum. her şey oldukça yavaşladı hayatımda. sanki, hiç tadım tuzum kalmadı mı? evet, olabilitesi yüksek bi' tahmin. idam edilmesi gereken suçlular gibi hissediyorum kendimi; tek yaptığım, fazla fazla düşünmek olsa da. özenmiyorum katillere. hani önceki hayat geyiği vardır ya, benimkisi o hesap. önceki hayatımda, döktüğü kanla hayatta kalan bir insan mıydım? bence öyle. ya da uysallığımla, tüm insanlığı etkilemiş bir dük olabilirim. asit kullanmışçasına yazmaya özen göstermiyorum, fakat yazıtlarım bu şekilde oluşuyor. hangi cehennemin mahsulüyüm? beni kimler kaçırdı ve nereye doğru sürüklüyor? kimler çılgın atıyor hayallerimde? günlerce düşünmek zor bi zanaat. sonuçta, tüm insanlarda beyin olsa da, kullanma zahmetini herkes gösteremiyor! yanılıyor muyum? tabii ki hayır, yanılmıyorum. çok geri zekalı ve oldukça da zavallısınız. bu odada çok sigara içilmiş, belli ki gözlerim yanıyor. 19'luk bedenimde, 35'lik ruhum cirit atıyor şu sıra. kendimi kontrol etmekte zorlanıyorum. aklımda, diğer insanlara göre uçuk düşüncelerle, kapıyı çekip çıkacağım...

aşk-ı hoşaf

gözlerim doldu her gördüğümde aşk dedikleri o içi boş gardrop'u. son giydiğim kıyafetleri, gözyaşı döküp ateşe verdim geçen gece. hoş, şu an benimsediğim bu çıplaklık; belki hayat boyu çıkarmayacağım yeni ve aslında olmayan kıyafetlerim... dediler ki yaşa sen ve mutlaka tat o mutluluk iksiri içkiden; ve biliyorum ki şu an herkes içemiyor bu içkiyi ağzıyla. beceremediler sevmeyi, aslında sevgi hakkında ansiklopedik bilgilere sahip olanlar. hissedemediler sıcaklığı kalpleri var olsa da, bilemediler değeri. kimileri roma döneminden kalan kayıp altınlar idi, kimileri ise sade ytl. görüyorum beraberlikleri; el ele tutuşmayı aşk sananları, gözlerinde o pırlanta parlaklığı olmadan aşkım demeyi mutluluk sayanları... gülüyorum ben yine inanmayıp sorgulayanlara, gülüyorum ben sevgiyi soru ve sorun sananlara. problem teşkil etmedi yanan ellerim yazmama, gönlüm meşk etmedi hiç' eşlik edip sazlara, nice suretlere güldüm ben; gözlerinin içine baka baka. aslolan kahpelikmiş, sövmedim kaltaklara. seneler olmuş meğer içimdeki velet öleli, seneler olmuş meğer hayat bana bi' şeyler ödeteli... ben ödedim bedelini' kırık kanat aşkın meşkin, ben ödedim bedelini' aldatıldım oldum şaşkın, ben ödedim bedelini' öldürdüm bi' genc-i bıçkın; sakın sorma sebebini ben ödedim bedelimi... ben birlikte olmadım, olamadım yürekten sevmediklerimle; ve ben yine birlikte değilim hani çok sevdiklerimle. 24 eylülmüş doğduğum gün hatırımda ve eylül'ün 24' üymüş öldüğüm gün, benim nazarımda. hiç mi kalmadı sigaram kaldığım bu izbe yurt odasında? kalmamış bak tüketmişim yazdığım yazı esnasında. kardeş dediğin kalleş olmuş sırtından hançeri vurmuş, bahaneler dizmiş sıraya kendi de inanmayıp susmuş, onca şey yaşanmış yalan düşündükçe hepsi yılan; bir garip ruh halindeyken ales' durup birden kusmuş...

ne zaman dön desem sana, yıldızlara bakarak' her daim kaçtın sen göz yaşımla akarak...

ne zaman dön desem sana, yıldızlara bakarak' her daim kaçtın sen göz yaşımla akarak...
 
Design by Pocket
This template is brought to you by : allblogtools.com Blogger Templates