15 Ekim 2009 Perşembe
gölge
15 Ekim 2009 Perşembe
öldüğüme o kadar emindim ki... sokaklarda dolaşıyordum; bu beni yaşadığıma inandırmadı; çünkü ölülerin de sokaklarda dolaşabildiğini biliyorum. hava kararmış, sokak lambaları, paslı bir ışıkla aydınlatıryordu her yeri. bi' sokağa girdim ve hemen önümde karartı belirdi. bi' süre gölgem olduğuna inandırmaya çalıştı beni; yani, ana mantık olarak; ölmediğime. daha sonra suratıma adi bir asparagas gibi, sevda demirel'in hande ataizi'ne attığı o tokat gibi, ajda pekkan'ın eurovision'a ''aman petrol'' parçasıyla katılmış olması gibi; bir yağmur damlası düştü ve yıktı beni. oracıkta yıkıldım; yanıldığımı görünce. çünkü; biliyordum ki ölüler ıslanmazdı. inanmak istemiyordum yaşadığıma. önce bir gölge, daha sonra bir yağmur damlası malup bıraktı beni, o sokakta. yaşadığımı farkedince, bi' sigara yakıp düşünmeye başladım. nereli olduğumu önemsemedim, nerede olduğumu düşündüm. yaralı olmamı değil, neden ölmediğimi düşündüm. bi' müddet, bu düşünme faaliyeti devam etti; ayılıncaya kadar, ayrılıncaya kadar. ayrılık oluncaya kadar... o gece, bütün radarlar yakalamaya çalıştı; beyne yollanılan göz yaşartıcı sinyalleri. o gece ıslandım. ruh, kemikten ayrılmak için; lades oynamaya kadar giden, ilginç kararlar alabilecek kadardı. ama bu ladesi, tanrının kazanmış olduğunu anlamam çok sürmedi. sen kazandın; yaşıyorum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yazı hakkında yorum yapmak istiyorum:
Yorum Gönder