sen, benim dudaklarımı yaktın. senden hoşlanıyorum deyip kaçarken ben, dudaklarım yanmaya başlamıştı bile. gözlerim doldu. yok, farklı bi' şeydi o doluş. boşalmadı. boşaldı, elim ayağım boşaldı birden. ilk defa yaptığım, tecrübesiz olduğum bi' konuda yakaladın beni. yakaladın ve acı çektirdin. acı mı? mersinde iş koyan, bi' tantunici sanırdım önceleri acıyı. şaka değil, ''acı tantuni''. şubeleri felan var. sonra sahile saptım ilk köşeden. oturdum kayalıklara, yaktım bi' sigara. hayatım boyunca, belki; ilk defa bu kadar çabuk eriyecek sigara, sigaralar. anlamıyorum. ilk defa yakalanmıştım o saf halimle. böyle tecavüz olayı anlatır gibi oluyor, ama öyle. evet; psikolojik tecavüz. aşk acısı, aldatılmak; tam olarak buna tekabül eder. sinir sistemi alt üst olur. sigara kokusu, parmaklarından; ''ne kadar yıkasan da geçmeyecek'' durumda. şarap, nefesin olur. şarap eksilmez hiç şişede. gözyaşların şaraba meze olur. hiç boş duruma düşmez o şişe. şarapçı arkadaşların olur. sana turşu ikram ederler. sen sağol desen de zorlarlar. şarap ile turşu. ne diyeceğini, ne düşüneceğini bilemezsin. hangisi daha kahpe anlayamazsın. önce, ''bu olsa olsa amerikanın siyasi bi' oyunudur'' dersin. sonra, bunu tanrı tezgahladı zannedersin. daha sonra, hangisi yalan söylüyor algılayamazsın. ihtiyacın olan; ilişki dışından, güvenebileceğin bi' göz. hayır, güvenme. gözlere sakın güvenme sen. o, beni gözleri ile avlamıştı çünkü. gözleriyle yaralamıştı. dudaklarımı yaktı. sen benim dudaklarımı yaktın. seninle ilgili o ilk yazım, ilk defa yazmaya başlayışım. parmaklarımı hissetmiyordum. anlam veremediğim bi' şekilde hızlı hareket ediyorlardı. bunun nedeni bi' şeylerin beni esir alması diye düşündüm. şimdi anlıyorum ki; haklıymışım. esir oluyorum harflere. esir oluyorum satırlara. esir oluyorum; içinde sevgi ve ihanet geçen her cümlede. sen, benim cümlelerim oldun zamanla. sonra, satırlarım halini aldın. sen benim paranoyam oldun. ve belki, olacaksın. bilemem, bilemezsin. sen paranoya idin. sen şizofreni. sen iç organlarıma dökülen bir kezzap olarak kalacaksın hep. sen, sigara, şarap, iç organlarım ve kalbim; kezzap. sen, savunmasız yakaladın gözlerimi. bi' an olsun senden almama onları, imkan yoktu. imkansız. tek bi' an fırsat bulamadım. sen bana tanrının attığı bir zarftın, anladım. içinde gözyaşlarımı taşıyan bi' zarfmışsın, bunu da anladım. boyun eğmekle görevlendirildim; kabullendim. ilkin saçmalamaya başladım. sonra bu saçmalık tatlı geldi ruh hâlime, hâlime. günah dediler; daha tatlı. haram dediler; bal oldu. zehir dediler; şerbet. yüzün satırlarımda bi' silüet, sadece benim görebileceğim. görünce nefretimi körükleyen bir tablo. görünce, parmaklarımı esir alan fotoğraf. ismin geçince ''susaroldum''. sigaradan ve şaraptan tabii. susmak? öyle bir eylem içerisinde değildim zaten. zedeledin. önce dörtlüklere kustum seni, sonra şiir oldun. bir anda şarkı oldun sonra, nefretime. yaşamam lazımmış seni, ders oldun. hoca oldum şimdi. öğretmeniyim kendimin. her geçen gün öğreniyor, anlıyorum. ellerim buz tutuyor yazarken. buz kesiliyor aniden. o kadar nefret ediyorum, anla. sen bir şizofrensin. sen daha bir bebeksin. bir zamanlar; sana yönlendirilmiş saf bir sevgiye ihanetsin. sen bir hiçsin. sen, hayat dediğimiz piç.
şimdi, yeniden bak gözlerime ve söyle; sen kimsin? dinlediğim her müzikte payını alıyorsun. yaşadığım her olayda bir an sahibisin. yazdığım her satırda bir sen. kimsin sen?
16 Aralık 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yazı hakkında yorum yapmak istiyorum:
Yorum Gönder