8 Temmuz 2010 Perşembe

kan ve gül

8 Temmuz 2010 Perşembe
kendimi eski bilgisayarlar gibi hissetmeye başlamıştım son zamanlarda. teknoloji ilerledikçe geride kalmış, insanlar değiştikçe hep aynı kalmış. değişemediği için yavaş gelen, yavaş olduğu zannedilip, kullanıcısı tarafından ağza alınmayacak küfürlere maruz kalan bi' makina. evet, ağza alınmayacak. adın, ağza alınmayacak küfrümdü. gözlerin ruhuma ve bedenime mühür. dilimin bunalımda olması sözcüklerimi etkiledi, lakin sende gördüğüm şey diazemli bir masal perisi. göz kapaklarını aşağı çekmiş ve hafif bir tebessüm takınmıştın. iyi görünüyordun. brittany ölmüş, sen kalmıştın. sen yaşıyor ve belli etmiyordun. nefes alıp veriyor, ama bunu benden var gücünle saklıyordun. belki saklanıyordun. kıskanıyordun neşeni ve huzurunu. dur dur, başlamaya çalışıyorum. bi' yerlerde tutunmaya, tutmaya. ancak neresinden tutsam elimde kalıyor. neresinden başlasam, göz açıp kapatıncaya kadar bitiyor. bedenim yine ruhuma garnitür. şık bir şiir yalnızca sokaklarda, kral tacı çöplükte parıldıyor ve tahtın varisi mezarlıkta içiyor. efsanevi kişiler aslında hiç tanınmamış olanlar. söylesene, seni kaç kişi tanımakta? unutmalı, unutulmalısın. şansım yok. ben bahtıma küfür ederken, sen ''yaratıcı ile senin için konuşabilirim'' dedin. hicaz makamı dudaklarından farklı dillerde sözcükler fırlayıverdi. izlediğin bir filmin etkisinde zannettim seni önce. sonra utandım sahne ışıkları arasında. kalabalığın tepkisi bir kırmızı oldu yüzüm. dudaklarına değdi dudaklarım ve üzüldüm. hüznüm tanrıları intihar ettirecek cinsten. inceldiği yerden koptu yine kayış. kaygan zemin üzerinde sevişmek yasaklandı, ama fantazi serbest. gözyaşlarıma kalkan edindiğim gece sensizliği, bedenimde anlam veremediğim yaralar oluşmaya başladı. birtakım izlerde idi sahne sırası. bu son perdeye benziyordu. paranoya pelerini takınmış düşüncelerim ve tebessümlerim el ele tutuşup selamladılar kapanışı. kapanışlardan uzak duran, bitiş çizgisine hiç gelmeyecek olan, beyinlere ''wrong way'' uyarısı yollayacak şekilde bunalım tünellerindeyim. omuzlarıma ağır yükler edindim şimdi ben, sırf aklıma gelmeyesin diye sen. sadece daha büyük acılara açtım kollarımı, sırf senin yaraladığın yer kapatmasın diye yollarımı. şimdi bu yanlış yönde ilerlemeye devam edeceğim, ama sadece, sadece bu seferlik yazılmış olan gerçekleşmesin diye. bir defaya mahsus olsa da tanrı haksız çıksın diye. şimdi son bir nefes çekiyorum sigaramdan ve bir kez olsun kaderimi göt etmek için öpüyorum seni, ama bu defa dudaklarından.
 
Design by Pocket
This template is brought to you by : allblogtools.com Blogger Templates