19 Eylül 2010 Pazar

zaman

19 Eylül 2010 Pazar
   kim olduğum mu? siktir et. ''sen benim kim olduğumu biliyor musun'' değil, sen benim kim olacağımı biliyor musun!? zamanı soruyordun? aynaya bak güzellik. insan beynini kontrol altına alana kadar, zaman, insanın ta kendisiydi.

   sonra sonra aşk ateşinde yanmayanlar için zaman bir saat kavramı oldu. sora sora bu vakit sorusunu, her şeyi nakit kabul eder oldular. sevdalar nakit, sevişmeler nakit. her şey, ama her şey bu boktan ve monoton tarzda ilerliyor. sen bana aldırma ama! yüzüme bak sevgili. zamanın, seni unutması için kaç asır gerekli. kaç nesil gerekli ulan bizim aşkımızı unutmaları için? tamam, kusura bakma sınırı aştım biraz. zaten bitmiş bir şeyin ardından konuşmamız hata. kendimi aptal maç yorumcuları gibi hissediyorum. biz bilmiyor muyuz arkadaş maç seyretmeyi, tekrar izlemeyi? ama olmuyor. ben mesela, seni defalarca seyrediyorum gözümü kapatmış, yüzünü aklımda tutmaya çalışırken. ben mesela, seni tekrar tekrar seviyorum kalemi bırakmış, aşkı aklımda tutmaya çalışırken. ve ben mesela, her sabah uyandığımda, her yeni gün, her nefes alış ve verişlerimi hissettiğim andan itibaren ve yineleyerek, tekrar tekraar yaşamaya çalışıyorum, sırf seni biraz daha uzun sevebilmek için.  zamanı alıyorum karşıma gülüm, kendimi alıyorum karşıma sadece içimden beni atıp, biraz daha sen hissetmek için. 

insanın sevdikleri nerede ise memleketi orasıymış, evet. insanın sevgileri ne zaman karşılıklı ise milat tam o vakitmiş, evet. ve evet, insanın takvimi sevdiğini bulduğu gün başlarmış. yahu zamansız bırakıp gittin sen be. vakitsiz ve takvimsiz. tarihi şaibeli bir aşk bıraktın geride, yazarına rüşvet verilmiş ve sonu-başı değiştirilmiş bir roman.

ve bir sokak şairi bıraktın geride sen. bir kaldırım taşına oturmuş seni düşünen, sokak lambaları patlamış bir yerde yine seni, yine sana yazan ve evet, gözleri görmezken yazan birini bıraktın. seni gördüğü anda gözlerini ondan aldığın, seni düşündüğü anda sözlerini ondan gaspettiğin, seni sevdiği her dakika ona zulmettiğin birisi. seni kağıda dökmeye kalktığı vakit kalemi elinden alınıp, düşünce suçundan idamı gerçekleştirilen biri o.

8 Eylül 2010 Çarşamba

günlerden virgül

8 Eylül 2010 Çarşamba
günler arasına virgül koyup
devam ettiğim şu hayatta
nokta olmayı erteleyen bir bedeni
sürüklüyorum takvim yaprakları arasında
her kadehte iki nokta üst üste gelip
her aşık tavırlarımda
noktalı virgül oluyorum aslında
''bana kelime oyunu yapma''
dediğini duyar gibi oluyorum
ne büyük terbiyesizlik senin şu yaptığın be!
oysa benim şu halim
senin ağzından çıkan kelimelerin
algılarımda oynadığı oyununun son sahnesi, son satırı bir de
üstelik ardında
sevgi ve ilgiden yoksun bir gençlik geçirmiş
bir kız görmüştüm, hep küçük, temiz kalmayı başarabilmiş
ve söyle
aslında o hatırında kalanlar
hissettiğim şeyleri ve gerçekleri yansıtmıyordu de
seni seviyorum de
ama beni seviyor musun deme
şunu sorma artık sevgim inzivaya çekildiğinde
hayır yanıtımı almandan korkuyorum
bilmem, inanır mısın
kendime itirafını yapamayacak kadar
bilemiyorum
daha kötü ne olabilir
ikimizden birinin gizlice
üzülmesinden 
susuyorum göz göze geldiğimizde
çekiniyorum
sessizliği, bir kelimemin bile sinsice
öpmesinden.
 
Design by Pocket
This template is brought to you by : allblogtools.com Blogger Templates