9 Ocak 2011 Pazar

hiçbir şey / bölüm 1

9 Ocak 2011 Pazar


hayatımda bir kez uyandım, doğmuştum.
sonra her sabah doğdum.
aslında tek bir sefer doğdum ben, diğerleri bir kopyasıydı.
hayatımda bir defa ağladım ben.
bir tek sefer ağladım ve diğerleri kopyasıydı.
hayatımda bir kez şehirde dolaştım öylece, memleketim sanki.
bir tek sefer dolaştım, tüm şehirler kopyaydı.
hayatım boyunca bir kez kafam güzel oldu.
bir tek sefer içmiştim, diğerleri birbirinin aynıydı.
hayatım boyunca belki bir kez sevildim.
ama emin olduğum nokta birbirlerinin kopyalarıydı.
ve bütün hayatım boyunca bir kez aşık oldum.
bir kez oldum ve kayboldu.
kopyaları mı? yoklar. ortaya çıkmalarını da istemiyorum aslında,
bırak onları aramamı.
ismi tek olan bir adam!
yalnızca yaşadıklarının kopyası olur.
olaylar karşısında verdiği tepkileri değil
duygularının yoğunluğu değil
yalnızca yaşadıklarının kelimelere döküldüğü anda
bunu okuyan kişilerin, o altı çizili sözcüğe bulmaya çalıştıkları anlam kopya olabilir.



oooooov ne büyük ego!
sırf ismim öyle diye kendimi tek sanmam ya da
ya da bunu ben yapmamışken bile, sadece bunu benim yapıyor olmam?
çok karışık değil öyle işte.


şikayetim şu doktor:

- insanlar değişiyor.

* bu sana normal gelmiyor mu?

- mesleğinin ismi deli doktoruna çıkmış birisi için normallikten bahsetmek ha! hiç şaşırmadım.

* ama.............

- bir daha sözümü kesme. şimdi ben anlatacağım sen dinleyeceksin. sonra anlıyormuş gibi yapacaksın ve buna beni inandırman felan hiç önemli değil. aslında numara yapman bile önemli değil. çünkü paranı alacaksın. dinleyecek ve bunun karşılığı olduğunu düşündüğün kağıt parçasını alacaksın! kaç kağıt istiyorsan, ne kadar istiyorsan.

mevzu benim zamana ayak uyduramamam. çok yalnızım doktor. ''biz neyiz'' diye trip atanlardan da çok sıkıldım. ben çok sıkıldım her şeyden. sanki yaşayabileceğim her şeyi yaşamışım gibi.

konu bir de ikili ilişkiler. ikircikli ilişkiler!

sevginin ne olduğundan habersiz sevmekten bahsediyorlar. aşktan bihaber aşık olduklarını savunuyorlar. ve bunu inanarak savunuyorlar bir de. o kadar çok inanmışlarki yaşadıkları şeyin adının aşk olduğuna. ve dikkat et sonuç şu; aşık olan biri, aşık olduğu kişiden başka biriyle, hiç tanımadığı bir evin hiç yatmadığı bir yatağında sevişiyor. iyi de sevişmek ya da yatmak, bunun neresi kötü? aslında çok zevkli bir şey di mi? dünya üzerinde saf mutluluğu ve final esnasındaki huzuru size hissettiren tek şey di mi? ancak bana göre çok fazla özel bu. bahsettiğim üzere zamana ayak uyduramıyorum doktor. aşık değilsem, sevmiyorsam yapmam. yapamam. şu satıra kadar gelebilmiş arkadaşın içten bir ''hasiktir be'' lafına da aldırmam. inandırmak zorunda değilim. bu bile komik değil mi? söylediğinde inanılırdı eskiden. söz namustu, senetti. zamanla ''yemin et lan'' oldu bu. ve perde ''inandırmak zorunda değilim'' ile kapandı. herneyse doktor.

şimdi aşık olmaktan bahsetmiyorum bile. birden ya da zamanla olabilir bu. ve imkansız gibi duruyor. ben sevmekten bahsediyorum. sırf yaşamın ağırlığını birlikte kaldırabileceğim birisi. omuzlarım çürüdü doktor. sadece bir ses. artık bunu bile aramıyorum. sessizliğe fazla alışınca, dinlediğin müzik dışındaki insan sesleri rahatsız ediyor. zaten ilişki yaşayacak birisi de yok.

insanlar birileriyle sevgili oluyor. bunlardan birisi çok seviyor, öbürü seviyor gibi yapıyor. ben seviyor gibi yapamam doktor. seviyor gibi yapan bir süre sonra rol yapmaktan sıkıldığı için ilişki burada noktalanıyor. belki alacağını da almıştır bu noktada. ben şimdi kimseyi çok sevemem doktor. sonraki ilişkiler bu anlattığım sistemde bir kısır döngü halini alıyor. bazen roller değişiyor. terkedilen bir başkasını buluyor. rolünü iyi oynuyor ve terkediyor. intikam doktor, neden arama. ve duygusal yönden hastalık baş gösteriyor. terkedilende oluyor genellikle. sonra bu hastalıklı insanlar yine, yeni bir ilişki içerisinde hastalığın yayılmasına neden oluyor. içeri girdiğimde egodan bahsetmiştim değil mi? bırak egonun böylesi olsun doktor. ya bu bahsi geçen konularda baş rol oynayan insanların egoları. bazılarında ego oluyor bir süre sonra. onunla yiyiştim, şunu parmakladım ve bunu perişan ettim türlerinde. zamana ayak uyduramıyorum diyorum ya, uydurmayı beceremiyorum ondan. hep kendime söz veriyorum; ben de aldatacağım, ben de yalan söyleyeceğim, ben de insanlara duymak istedikleri şeyleri söyleyeceğim. olmuyor, başaramıyorum.

bu konudaki hastalıklı insanlar için devlet bir kurum oluşturmalı. hastane gibi, öyle tımarhane gibi değil ama. dışarda salgın var!

dünya ne garip bir hal aldı be doktor. insanları sevemezsem, inanamazsam onlara ben ne bok yemeye yaşıyorum. yalnızlığa ve sessizliğe alışamamış olsam burda sana bunları anlatıyor olmazdım o ayrı. şu eski zamanlarda bazı adamlar varmış hani, tüm insanları severlermiş. böyle ak sakallı melek gibi adamlar geliyor akla. mevlana mesela. kimi ya da neyi aracı kılmış olursa olsun seviyordu insanları. belki yaşasa bu sözlerim için beni de iki güzel lafla bozardı. belki değil, buna eminim. aracı kısmına ayrıca kızardı. ama şu zamanda onlar yaşasalardı sevebilirler miydi insanları yine? işte bunda şüpheliyim. tecavüzcüsü var, hırsızı var, şerefsizi var. bir çocuğu bile öldüren insanlar var, ki ben bunları katil sınıflandırmasında tutmuyorum. sonra makam kullanarak kötülük edenler. vatan satanlar sonra. ben sana gönlümü değil, içimi dökmeye geldim bakma öyle.

dünya çok garip bir hal aldı. insanlar birbirlerinin kuyularını kazıyorlar. bu kadar din konuşulan dünyamızda, şeytanı oynayanlar ne kadar fazla. ne garip değil mi?

değişememekten şikayetçiyim işte. ama değişirsem ben artık ben olmam. bir canavara dönüşmekten korkarım. sürekli zarar veren, sürekli üzen ve nefret edilen. ben anlaman için anlatmıyorum sana bunları. sadece beni tanıdıklarını ima eden insanların kendimi anlatmama fırsat vermemeleri halinde içimde birikenler. aileme, sevdiğime, dostlarıma felan. ama beni tamamen tanımıyor değiller. ailem benim başka bir yönümü biliyor. sevdiğim beni tanımıyor. ve dostlarım. dostlarımın hepsinde bir parçam saklıdır belki. eğer bir gün ölürsem ki bu planlarım dahilinde değil, bir araya gelip parçaları birleştirsinler. ben orda olacağım doktor. bu da düşmanlarım tarafından ele geçirilemeyecek vasiyetim. tehlikede değilsin, kimse bilmiyor. hatta, hatta burada olduğumu sen dahil kimse bilmiyor.

zaman dolmuş doktor. müsait olduğum bir zaman yine gelirim.

0 yazı hakkında yorum yapmak istiyorum:

 
Design by Pocket
This template is brought to you by : allblogtools.com Blogger Templates