her şeyin bir sonu olduğunu duymuşsundur. artık senin de sonun geldi tarihim için. beni bu kadar acıtan ve süründüren bir sevgiyi taşımak artık anlamsız. saçma olan hiçbir şeye tahammülüm kalmadığı için, artık kendime ve bu saçma sapan ''seviyorum'' sinyallerime bir son verdim. seninle bir ilgisi yok. hiçbir zaman seninle bir ilgisi olmadı. işte bunu anlamadığın için böyle oldu. benim seni sevmem tamamen benimle ilgili. ben seni, sen olmadan da sevdim. belki buradan anlarsın zannettim, ama bilemiyorum. belki bunu anlamış da, bu durumdan hoşlanmamış olabilirsin. bunları ayık yazıyorum. ilk defa ayık yazıyorum. içince sapıtıyorum, sevgim kabarıyor. bir şeyleri sevesim geliyor içince ve aklıma ilk gelen sen oluyorsun. artık içince ortamın, gecenin, sessizliğin ve müziğin keyfini çıkarmayı düşünüyorum. artık kahkahalarıma katılmak istiyorum. bir çift güzel göze kondurduğum o şeyi geri alıyorum senden. senin beni hiç sevmediğini de biliyorum. hayır, alınma ama bu böyle. bunu biliyorum. gözlerinde gördüm bunu çünkü. içinde bulunduğun o boşluktan çıkabilmek için bir dal, ilgilenecek ve kafa dağıtacak bir şeydim senin için. insanlar inanmak istediklerine inanırmış. ama bu benim inanmak isteyeceğim en son şeydi. bunu anlamalı ve kabullenmelisin. ben yazılarımda hiçbir zaman bir şahıs öldürmedim. ben her zaman duygu öldürdüm. her zaman sevgi ve güven katlettim. beni hiç anlamadın, hiç anlamayacaksın. yazmaya bunlarla başlamadım. yazmaya başlamamın da seninle bir ilgisi yok. bu da tamamen benimle alakalı. hiç yararın olmadığı gibi hiç zararın da olmadı bana. ''ne edersen kendine, edersin kendi kendine'' demişler ya, öyle. şimdi bu yazı da senin okuman için yazılmış gibi görünebilir, ama öyle değil. bu da benimle ilgili. içimi boşaltmak için. çünkü kimseyle konuşamam bunları. anlayamazlar. yine karşıma geçip, biz de sevdik be olum diyecekler. büyük sevdiklerinden bahsedecekler. benim palavralara, mavralara karnım tok. doydum. yeter artık dedim ve terkettim her şeyimi. bir şişe scotch'dan daha değerli değilmişsin. kimse öyle değilmiş. kısa bir zaman önce başka bir yazıda neler vardı, şimdi neler var içimde. şöyleydi yazı;
-ona ilk defa ''ben, senden hoşlanıyorum'' dediğimde, bana ''harbi mi'' diye sordu o anki şaşkınlıkla. evet demiştim. çok utandığımı ve sonra konuşuruz dediğimi hatırlıyorum. deli gibi aşkolmuştum. sonra konuştuk ve olmadı. yıllar sonra, yollar sonra, oldu. ama sonra konuştuk, olmadı. elimde olan bir şey değil. ecel gibi bir şey bu, sana sormadan olup bitiverir. bir bakmışsın aşkolmuşsun. sular seller gibi ulan! onunla olmadım ve onu unutmadım, unutamadım. pekala, unutamam. ama, ama... yıllar sonra neden unutmam gerektiğini düşündüm. bir nedeni yoktu. bir neden bulamadım ve vazgeçtim tavanarası düşünme seanslarımdan. artık gerek kalmamıştı bu kadar çok düşünmeme. bir nedeni yoktu, sevgim azalmış da değildi. sadece takıntı haline gelmesini engelledim. aslında bakarsan zor oldu, yani takıntı haline gelmesini engellemem. ama beynimde yeşermek için ekilmişti bu tohum. büyümesi için belli aralıktaki sürelere sahip. her yıl örneğin. yılda bir defa toz kaldırıyor. kalbimdeki köşkünün tozunu alıyor. ağlamamı gerektirecek bir şey yoktu ortada, ancak içmemi gerektirecek şeyler çoktu. şeyler çoktu. ve bir kadeh daha. sayesinde insanlardan uzaklaşıp, konuşmayı sevmeme durumum doğdu. sarfettiğim son kelimeler onunla olan diyaloğumu doldursun istemişimdir belki. en azından unutmamak için: insan konuşmayı sevmeme noktasına kadar geldiyse, konuştuğu son kelimeleri unutmaz herhalde. gittiğim her şehirde ''burda fazla kalmak istemiyorum'' düşüncesi bilinçaltıma yerleşti. sıkılıyordum. yaşamayı saçma, ama ölmeyi daha da saçma buluyordum. işte bulunduğum yer, ''araf''. bir çeşit araftayım. hiç dur diyen olmadı, hiç durmayı planlamadım. sürekli yer değiştirmek, kulağa fena gelmiyordu. ve bir şişe daha. hiç fena gitmiyordu. göz kapaklarım fazla ağır. alçak bir suikaste kurban gitmiş gibi gözlerim. görmemem gereken şeyleri görmeme neden oldular. sesler duyuyorum, ismimle çağırıyorlar beni. duymamam gereken şeyleri duymamı sağladı kulaklarım. dudaklarım ıslak ve mühürlü. alkolden dolayı ıslak ve senden sonra kasvetli. değişim her yönüyle zamanla evli. çocukları yok, çocukları olmuyor. evlat edindiklerini çocukları olarak görmüyorum. onlar kaderin rahminden yeryüzüne düşük yaptı. değişim ve zaman çifti bilmemkaç yılında, türkiye'den ''ölüm, çok şükür ve kari-yer'i'' evlat edinmişlerdi, hatırladığım kadarıyla. ölüm panik ve ataktı. çok şükür, inançlı bir evlattı. kariyer fazla gerçekçiydi. -
şekil a'da alkollü yazdığım bir şey. yukarıda bahsettiğim gibi, kabarıyorum. şimdi araf felan yok. şimdi sen yoksun. şimdi sana duyduğum o büyük sevgi yok. unutma gereksinimi, artık o da yok. hatırlanacak bir şey kalmadığı gibi.
değişebilmek güzel şey. ama kimisi iyi yönde geçiriyor bu değişimleri, kimisi kötü yönde. kimisi gelebiliyor geçmişten bugüne, kimisi yoktu bile zaten dünde.
10 Temmuz 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yazı hakkında yorum yapmak istiyorum:
Yorum Gönder